Sosyal Medya

Daha önce yazdığım social media monitoring tools yazısı o zaman müthiş ilgi görmüştü. Fakat pek tabii ki üzerinden çok sular aktı ve hem insanların kullanım alışkanlıkları, hem de monitoring araçları değiştiler. Kimileri kendini başarıyla yeniledi, kimileri aynı kaldı, kimileri de kepenk indirdi.

Flowtown‘da denk geldiğim, Kissmetrics ve Oneforty‘nin birlikte hazırladığı “All About Social Media Monitoring Tools” infografiği, kelimenin tam anlamıyla harika olmuş. Hem güncel bilgiler içeriyor, hem de oldukça kapsamlı. Emeklere sağlık hakkaten.

Bu arada infografiği üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz. Beğenirseniz yazının sonundaki butonları kullanarak paylaşmaktan çekinmeyin.

 

social media monitoring tools2 All About Social Media Monitoring Tools (İnfografik)

{ 1 comment }

Social Media Around The World 2011

by Taci Yalçın on 14 Ekim 2011

in Sosyal Medya,Sunumlar

The Conversation Manager ‘dan da tanıdığımız Steven Van Belleghem önderliğindeki araştırma şirketi InSites‘ın hazırladığı çok geniş kapsamlı bir sosyal medya sunumu. Özellikle Avrupa’daki veriler dikkat çekici. Bu dev sunum için çok çalışmışlar belli ki. Kendilerine teşekkür edelim.

{ 0 comments }

Top 10 - 3D Projection Mapping

by Taci Yalçın on 11 Nisan 2011

in Sosyal Medya

Son günlerde sosyal medyada sıkça karşılaşıyorsunuzdur bu tarz videolarla. Adidas’tan Sony’e kadar birçok marka bu dalgadan sonuna kadar yararlanıyor. Açıkçası ben bu tarz videolar görmekten artık çok sıkıldım fakat 3D projection mapping videolarının şu sıralar “viral video” kavramının anlamını tam olarak karşıladığı da bir gerçek.

Aşağıda Viral Blog ‘un yapmış olduğu Top 10′i bulabilirsiniz. Onlar da kaynak olarak şurayı göstermişler gerçi.

1- Adidas

 

Adidas France - 3D Mapping Projection from The Cool Hunter on Vimeo.

2- New Balance

 

New balance sneaker Projection mapping_01 from Hayoung Jung on Vimeo.

3- Tron Legacy World Premiere Video

 

Tron Legacy World Premiere Video Mapping Show from Projection Advertising on Vimeo.

4- Hot Wheels

 

Hot Wheels - Secret Race Battle from PostPanic on Vimeo.

5- Sony

 

NuFormer - Sony, Madrid, Colegio San Augustin, May 2010 from NuFormer Projection on Vimeo.

6- Samsung

 

NuFormer - Samsung, Amsterdam, May 2010 from NuFormer Projection on Vimeo.

7- Nespresso

 

NuFormer - Nespresso, Brussels, May 2010 - One take from NuFormer Projection on Vimeo.

8- Ralph Lauren

 

NYC Ralph Lauren Opening from Nick Jernigan on Vimeo.

9- H & M

 

H&M Opening Dam Square Amsterdam from Mr.Beam on Vimeo.

10- BMW

 

NuFormer - BMW, Singapore, May 2010 from NuFormer Projection on Vimeo.

 

Kaynak: Viral Blog , Social Media Consultancy

{ 1 comment }

Aura Car Wash

by Taci Yalçın on 21 Mart 2011

in Haberler

Hindistan’daki 1pointsize adlı ajanstan, Aura Car Wash için yapılmış harika bir çalışma. Fazla yorum yapmıyorum.

Kaynak: Creative Criminals

 

aurabirdpoop 300x273 Aura Car Wash

{ 0 comments }

Million Dollar Memo

by Taci Yalçın on 19 Mart 2011

in Haberler,Sosyal Medya

Blogu uzun zamandır güncelleyemiyordum. Elbette yoğunluktan. Artık çok uzun, detaylı sosyal medya araştırmaları yazmaya pek fırsat bulamasam da, en azından kısa kısa haber şeklinde de olsa blogu güncel tutmaya karar verdim. Bu süreçte durmadan “blogu güncelle artık, bak takipteyiz” gibisinden şeyler söyleyerek beni “darlayan” dostlara da çok teşekkürler.

Million Dollar Memo, The Best Job in the World işinin yaratıcısı ekipten çıkan yeni bir iş. Şuradan inceleyebilirsiniz.

Aşağıdaki videoyu da incelemekte fayda var.

Bu arada, beni twitter’dan takip etmek istiyorsanız: Taci Yalçın

{ 0 comments }

Kadir Has Üniversitesi’nde Yeni Medya adında bir bölüm var. İsmail hocam da bu bölüm için çok ciddi zaman ve emek harcayanların en başında geliyor. Geçtiğimiz günlerde konuşurken, siyaset ve sosyal medya ilişkisi üzerine yaşamış olduğum tecrübeyi öğrenince, dersinde bu tecrübeyi öğrencileriyle paylaşmamı istedi, ben de çok severek bir sunum hazırladım ve dün bir sunum gerçekleştirdim.

yenimedya 300x224 Kadir Has Üniversitesi, Yeni Medya ve Siyaset Sunumum

Her ne kadar yoğunluktan sunum biraz aceleye gelse de; içerik olarak fena olmadığını söyleyebilirim. Umarım işinize yarar bir şeyler bulabilirsiniz. Hoşunuza giderse ve paylaşırsanız da çok sevinirim.

{ 2 comments }

Neredesin @Firuze?

by Taci Yalçın on 24 Ekim 2010

in Haberler,Sosyal Medya

Başlık her şeyi anlatıyor aslında. Lokasyon bazlı sosyal ağlar artık hayatımıza fazlasıyla girmeye başladı ve başta Foursquare olmak üzere birçok popüler platform ortaya çıktı. Facebook da Places hamlesiyle olayı bambaşka bir boyuta taşıdı.

Açıkçası Foursquare kullanmıyorum. Ama kullanana da mani olmuyorum. Yani ben kullanmıyorum diye bu platformları kullananları görmezden gelemem. Tanıdığım birçok insan kullanıyor ve görünüşe göre ilerde biz de kullanıyor olacağız. Şimdilik hiç ihtiyaç duymuyorum, orası ayrı konu.

Nerede olduğunu paylaşmak, insanlara bir şekilde çekici geliyor ve bunu yeni nesil servislerle kolayca gerçekleştirebiliyorlar. İlgili haberde de belirttiğim gibi, sosyal medya, “imkansız” denilen birçok şeyi gerçekleştirmeyi başardı ve bu trendin de etkisiyle ilerleyen yıllarda bir mekana giren müşteri sayısını, bir mitinge katılan insan sayısını vs. kolaylıkla ölçümleyebiliyor olacağız. Belki buna daha çok zaman var, ama bunun olacağını şimdiden söylemek hiç de zor değil.

Bu tarz platformlar, şimdiden pazarlama kanalları olarak kullanılmaya başlandı ve kısa zaman içinde ülkemizde de bu tip gelişmelere şahit olacağız. Umarım markalar bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirirler. Ama çok geç kalmadan. Hep geç kalıyorlar. Trend takibi, markaların en büyük sıkıntılarından biri çünkü.

24 Ekim Pazar günü Radikal’de Volkan Şahin imzalı “Sosyal medyada yeni trend: Şu an buradayım, peki ya sen?” konulu habere linke tıklayarak ulaşabilirsiniz. Haberde benim de sözlerime yer verdiği için Volkan’a çok teşekkür ederim.

{ 0 comments }

Sosyal Medya ve Siyaset

by Taci Yalçın on 12 Ekim 2010

in Sosyal Medya,Sosyal Medya ve Siyaset

Bilindiği üzere sosyal medyanın siyasi arenalarda kullanımı henüz çok yeni. Biraz da Barack Obama ‘nın başarılı sosyal medya stratejisinin de etkisiyle; liderlerimiz bir anda sosyal medyada yer almaya başladılar. Yani hiç çekinmeden söyleyebiliriz ki; çoğu alanda olduğu gibi bu alanda da dananın kuyruğu Amerika’da kopuyor, biz ise kuyruğunu koparmak için kendimize koyun arıyoruz.


govtag Sosyal Medya ve Siyaset

Biraz geçmişe, çok eskiye değil, 2009 yılına dönelim. Size bir şey anlatayım.

2009 yılı, benim açımdan çok ilginç bir yıl oldu. Son birkaç yılda (4 yıla yakın) sosyal medya ile ilgili o kadar çok araştırma yapmış, o kadar çok şey öğrenmiştim ki, artık bunları hayata geçirmek istiyordum. Bir yandan ODTÜ‘de okumaya çalışıyordum ve hayat benim için açıkçası çok zordu. O sıralar karşıma büyük bir fırsat çıktı.

CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Karayalçın’ın “tüm” online stratejilerini ben hazırlayacaktım, ekibimi kendim kuracaktım ve sosyal medya kurgularını, stratejilerini ben hazırlayıp yönetecektim. Tereddütsüz kabul ettim tabii. Çok büyük sevinçle.

Ekibimi kurdum. Parti binasında bir oda tahsis edildi ve oraya yerleştik. Hemen çalışmaya başladık. Bir belediye başkan adayı için mükemmel kabul edilebilecek sosyal medya kurguları geliştirdik. Karayalcin.TV adresinde kendi çekimlerini kendisi yapan, mitinglerden vs. görüntüler yayınlayan bir internet televizyonu bile vardı. Seçim stratejisi gereği; genel sloganlar değişiyordu ve biz bu sloganların her birine mikro siteler hazırlıyorduk. Hem de basit tanıtım sayfaları değil; bilakis sloganın içeriğine uygun bir konseptte hazırlıyorduk. Örneğin “Biz Hazırız!” sloganı için bizhaziriz.com adresinde kullanıcıların içeriklerini kendilerinin ürettiği; kısaca “neye, nasıl hazır olduklarını Murat Karayalçın’a ilettikleri” mikro site gibi.

Açılan Murat Karayalçın’ın kişisel Facebook profili bir web sitesi titizliğiyle yönetildi ve Ankara’dan çok büyük sayıda arkadaş edindi. O kadar çok mesaj alıyordu ki, yüzde 90′ını okuyamadık bile. (Mesajlar arasında çok özel olanları da vardı elbette, o kadar ki gerçek sanılıyordu profil. Gerçekti bir nevi, ama yarı gerçekti. Çok özel mesajları hayatım boyunca sır olarak saklayacağım, orası ayrı konu)

Birçok şey yaptık. Yazmakla bitmez. Bu yazının ana konusu aslında yaptıklarımız değil, yapamadıklarımız.

Neden birçok şeyi yapamadık? Çünkü ortam tam olarak ortam hazır değildi. En basitinden, bir web sitesinin tasarımı için ayrı ayrı 3-4 farklı danışmandan onay almamız gerekiyordu. Bazen sadece bir butonun şekli için bile. Murat Karayalçın, aslında bizim sosyal medya kampanyamızdı. Ama o, danışmanları ve CHP bunun tam olarak farkına varamadılar ve reel seçim süreciyle ilişkilendiremediler. Örneğin Murat Karayalçın birçok televizyon programına katıldı ve bizden (yani sosyal medyadaki Murat Karayalçın’dan) hiç bahsetmedi. Elimden geldiğince Ankara’da sokağa yaymaya çalıştım tabii. Ama vizyonların uyuşmadığı bir ortamda, ancak bu kadar oldu. Gerçi ben kesinlikle yapılanları (yine de) tatmin edici buluyorum. Sosyal medyada çok şeyden ziyade, doğru şeyleri yapmak önemlidir ve biz büyük ölçüde doğru şeyleri yaptık. Murat Karayalçın’ın sosyal medyadaki hareketlerini tek sayfadan takip etme sitesi bile vardı. Düşünün.

Çok zevk aldığım bir süreç olduğu için, dönüp dolaşıp bu olaya getiriyorum konuyu fakat “neleri yapamadık”ın nedeni bu anlattıklarımda saklı aslında. Bürokrasi ve sosyal medya, ayrı dünyaların kavramları.

Yani buradan liderler için şu sonuçları ve beraberinde önerileri ortaya koyabiliriz:

1. Sosyal medyaya bürokrasiyi karıştırmayın. Çünkü bürokrasiniz, asla sosyal medyanın hızına yetişemez.

2. Kampanya sürecinizin reel kısmıyla entegre edin. Afişlerinizi ona göre tasarlayın. Hatta konuşmalarınızı bile.

3. Lider olarak aktif katılımda bulunun. Neler yapıldığını -günlük, haftalık, aylık- raporlar halinde isteyin ve gereken yerde kendiniz müdahale edin.

4. Taklitçi olmayın. Mustafa Sarıgül gibi olursunuz.

5. Sansürcü olmayın. Ana avrat küfür yersiniz. Ve açık konuşayım. Küfürleri içimizden etmiyoruz.

(Deniz Baykal’ın Vimeo’daki video skandalında, AKP’li bazı vekiller sitenin kapatılmasını istemişti. Bu, tabii ki siyasi bir manevraydı. CHP’lilerin bu manevrayı görüp “hayır canım, tek bir video yüzünden koca site kapatılır mı?” diyip, yani o durumda bile sansürcü zihniyete karşı durup, internet kullanıcılarının birçoğunun gönlünü kazanmasını beklerdim fakat bu yapılmadı. Aksine şimdi kendileri sansürcülük oynamaya başladılar. Ek not: Hiçbir siyasi parti üyesi veya sempatizanı değilim.)

6. Bu işin eğitimini alın. “Obama Twitter kullanıyor, ben de kullanayım” diyip olaya bodoslama atlamayın. Sayıları az da olsa, katılabileceğiniz çok güzel sosyal medya workshopları var. Bunları değerlendirin.

7. Partinizin veya organizasyonunuzun sitesini sosyal medya süreciyle iyi entegre edin. Hatta sıfırdan SEO ve SMO stratejilerine uygun bir şekilde yenileyin. Var olan statik sitenizin haberler bölümüne yeni haber olarak “Facebook sayfamız açıldı” yazmak yerine; insanları oraya yönlendirmek için daha efektif şeyler düşünün.

8. Takım elbisenizi çıkarın. Sosyal medyada takım elbiseli olmak zorunda değilsiniz. Yeri geldiğinde ailece gittiğiniz bir pikniğin fotoğraflarını da paylaşın, çok önemli bir toplantı sonrası fotoğraflarınızı da.

9. Blog kavramını iyi anlayın. Tamamen kendinizin yazdığı bir blogunuz olsa, açıkçası harika olur ama ne kadar yoğun olduğunuzu tahmin edebildiğimden; ekibinizle birlikte bir “blog takımı” kurup, blogun yazarlarından biri olabilirsiniz.

10. Bazı şeyleri kendiniz yazın. “Kılıçdaroğlu Tekirdağ’da” gibi bir tweet yerine, “Bugün Tekirdağ’dayım” çok daha etkili. (Abdullah Gül, başlarda bu yanlışa düşmüştü fakat zamanla o da doğru kullanmaya başladı. Fakat henüz hala çok büyük yanlışları var.)

Zamanla daha çok eğileceğim bu konuya, şimdilik böyle bir giriş yapmış olalım.

Hep söylediğim gibi, takipte kalın!

{ 4 comments }

Yurtsan Atakan Yanlış Biliyor

by Taci Yalçın on 06 Ekim 2010

in Sosyal Medya

Geçenlerde bir yolculuk sırasında Digital Age okurken; Yurtsan Atakan’ın ilgimi çeken bir yazısını okudum ve açıkçası kendisiyle hiç aynı görüşte olamadım. Aradan bir süre geçti, yazıyı tekrar Digital Age’in web sitesinde gördüm ve bir şeyler de ben söylemek istedim.

Yurtsan Atakan, Digital Age’deki “Mesajlaşmaya getirilen her kısıtlama sosyal medyayı da vurur” başlıklı yazısında; e-postalar ve mesajlaşmayla ilgili yeni yasanın sosyal medya iletişimini de kısıtlayacağı görüşünde. Yeni yasa, e-posta mesajlarının, siyasi propaganda aracı olarak kullanılmasını yasaklıyor. Benzer bir yasak pazarlama alanında da mevcut. Kısa keseyim, özetle spam yapmak yasak. Hani o her seferinde küfür ettiğimiz şeyi devlet yasaklıyor. Kötü mü? Değil. Yurtsan Atakan da zaten bunun kötü olmadığını, fakat yasanın tekrar düzenlenmesi gerektiğini düşünüyor ama bazı yerlerde yanlış düşünüyor.

Mesela diyor ki;

“Bilindiği gibi e.posta mesajları hemen her türlü sosyal medya kampanyasının başlangıç noktası ve çoğu sosyal medya ortamının da ayrılmaz bir parçası. Facebook dahil çoğu sosyal medya ortamı, üyeler arasındaki etkileşimi, siteye “login” olmadıkları durumunda e.posta mesajlaşmalarıyla sağlıyor. Yeni seçim yasasının getirdiği siyasi propagandada e.posta kullanımı yasağı, sosyal medyanın propagandada kullanımını kapsamıyor diyenler işte bu nedenlerle çok yanılıyorlar. Evet doğru yeni seçim yasası sosyal medyanın siyasi propagandada kullanımını direkt olarak yasaklamıyor ancak e.posta kullanımına getirdiği yasakla çok büyük ölçüde kısıtlıyor.”


Ve görüşünü de “Doğrudan e-posta atmıyor olabilirsin. Fakat örneğin Facebook’tan bir mesaj aldın, bu sana e-posta olarak da geliyor. Ve işte e-posta burada suç kapsamına giriyor” şeklinde destekliyor.

Hayır, e-posta’yı Facebook (veya Twitter, her neyse) yolluyor ve kullanıcının izni olmadan gerçekleşmiyor bu. Kullanıcı, zaten o siteye üye olurken “Facebook’un bana mesajlarımı mail olarak yollamasını istiyorum” gibi bir maddeyi kabul etmiş oluyor. Kaldı ki istediği zaman Facebook’tan veya herhangi bir siteden e-posta almasını da engelleyebilir. Bunu o sitedeki ayarlarından gerçekleştirebiliyor kullanıcı. Ve tekrar ediyorum, bunu yapmasa bile e-posta’yı Facebook yolluyor. Burada yasaya aykırı bir durum yok.

Ve şöyle devam ediyor:

“Sosyal medya pazarlamasının temelinde ise e.posta gönderimi var. Sosyal medya kampanyaları çoğunlukla e.posta ile toplu tanıtım mesajı gönderimiyle başlatılır. Sosyal medya kampanyasının çekirdek katılımcı kitlesi bu tek seferlik toplu e.posta mesajı gönderimiyle başlatılır. Yasa kapsamında bu tür gönderiler de yasaklanmış olduğundan, seçim kampanyasında sosyal medyanın kullanılması iyice zorlaştırılmış oluyor.”

Sosyal medya kampanyaları “çoğunlukla” e-posta ile toplu tanıtım mesajı gönderimiyle başlatılır diyor. Kendisinin yurtdışında birçok sosyal medya paneline katılmış biri olduğunu bilmesem; kaç tane sosyal medya kampanyası incelediğini, veya içinde yer aldığını sorgulayacağım ama haddimi bilip bu konuda bir şey demiyorum. Spam yaparak sosyal medya kampanyası başlatan bir zihniyet nasıl olabilir de sosyal medya kampanyası yaptığını iddia edebilir? Amaç küçük de olsa bir kitleyi tetiklemek olsa bile, sosyal medya kampanyalarının tetiklenmesi gereken yerler, adından da anlaşılabileceği gibi sosyal medya platformları değil midir? Spam zihniyetinin negatif etkisi düşünüldüğünde, hangi aklı selim insan kampanyayı böyle bir hatayla başlatabilir?

Yurtsan Atakan ‘ın yasanın değişmesi gerektiği görüşüne katılıyorum. Yasa, onun da söylediği gibi bu haliyle çok “ham.” Fakat sadece spam e-posta gönderimini yasaklıyor oluşu bile yeterli görülebilir. Ama tekrar söylüyorum, bence de yasa düzenlenmeli.

Öneri içeren görüşünde ise şöyle diyor:

“Oysa istenmeyen mesajlarla mücadelenin çağdaş ülkelerde uygulanan yolu bu değil. Doğru yöntem, gönderilen tanıtım mesajında, alıcıya postalama listesinden çıkmasını sağlayacak kolay, pratik bir yol sunmak.”

Peki, yap spami allahına kadar. Ondan sonra göstermelik olarak bir çıkış linki koy, olsun bitsin. Spam yapan zihniyetin, bunu da suistimal edeceğini düşünüyorum ben. Önerdiği yasa çıkmadan bile suistimal ediliyor zaten. Şöyle ki;

Doğan Burda’nın e-mecmua diye bir zımbırtısı var. Bir sürü dergi barındıran bir servis. Ve bana düzenli olarak aylardır spam yapılıyor. Çıkmak için ilgili linke tıkladığımda ise şöyle bir tabloyla karşılaşıyorum:

öehmecmua Yurtsan Atakan Yanlış Biliyor
Gördüğünüz gibi kendi isteğimle e-posta listesine dahil olmadığım halde; e-posta listesinden ayrılabilmem için, her bir dergi için “ayrı ayrı” işlem yapmam, tabiri caizse “unsubscribe” olmam gerekiyor. Hem spamin allahını yapıyorlar, hem de yüzsüzlüğün. Yüzsüzlükleri bu kadarla da kalmıyor.

İnat ediyorum, her bir dergi için tek tek işlem yapmayı kafama koyuyorum. İlk işlemimde ilgili dergiden artık kurtulabilmeyi beklerken, yani “şu derginin mail listesinden çıkarıldınız” gibi bir uyarı beklerken, “mail listesinden ayrılmak için mailinize gönderilen onay linkine tıklamalısınız” gibi bir uyarıyla karşılaşıyorum. Lan sana ne? Yanlışlıkla da tıklamış olsam, mail benim mailim. Daha ne onay yolluyorsun mailime diyorum. Bu kadar kibar konuşmuyorum tabii. Neyse diyorum, inat ettim ya, mailime dönüyorum, aa! Onay maili falan gelmemiş?! Spam klasörünü kontrol ediyorum, orada da yok. Dolayısıyla e-posta listesinden çıkamıyorum bir türlü. Bu olay üzerine de kendilerine ağır küfür ediyorum. Twitter’a da yazdım tam o andaki ruh halimi. Merak eden arayıp bulabilir. Ben utanacağıma, onlar utansın, beni bu hale getirdiler diye. Sırf o anki sinirimin kalıcı olması için yazdım.

Sonuç itibariyle Yurtsan Atakan’ın önerdiği yasayı da ülkenin en büyük medya şirketi bu şekilde ihlal ediyorsa; spam kurnazı şahsiyetsiz şirketler neler yapar, düşünmek bile istemiyorum.

Az önce sonuç itibariyle diyerek sonuç paragrafını yazdım ama; çok önemli bir şeyi eklemeyi unuttum. Konuyla ilgili fikirlerini çok merak ettiğim, bu konu hakkında Türkiye’de en doğru bilgiyi verebilecek kişi olan Başak Purut’a (Ekşi Sözlük’ün avukatı) anlattım durumu. Yazıdan bahsettim. Görüşlerini sordum. O da benimle benzer görüşteydi:

Pek doğru bir tespit olmamış. Kanun da bence doğru yorumlanmamış zaten. “Vatandaşların, elektronik posta adreslerine gönderilecek mesajlarla, taşınabilir veya sabit telefonlarına sesli, görüntülü veya yazılı mesaj göndermek suretiyle propaganda yapılamaz. Ancak, siyasi partilerin kendi üyelerine gönderdiği sesli, görüntülü veya yazılı mesajlar her zaman serbesttir.” Tanımadığın adama mesaj gönderme kardeşim diyor, iyi de yapmış. Bunun dışında, seçim kanunu konusunun dışındaki kısım için söylüyorum, rızaya dayalı gönderilmiş mesajlar hiçbir zaman sorun olmaz ve bu mail trafiği de tamamen kullanıcının talebi ve seçimi doğrultusunda oluyor. Çok katı ve dar yorumlasam dahi yazarın ulaştığı sonuca ulaşamıyorum açıkçası.

Böyleyken böyle.

{ 0 comments }

Çoğumuzun bildiği üzere, yeni medya, yani sosyal medya konusunda “uzmanım” diyen çok. Fakat gerçek uzmanların sayısı ise bir o kadar az.

Uzun zamandır takip ettiğim M. Serdar Kuzuloğlu, namı diğer @mserdark ve muhabbetinden büyük keyif aldığım İsmail Hakkı Hocam (@ismailhpolat) Kadir Has Üniversitesi bünyesinde, “bu iş nasıl yapılır”ı göstermek için bir araya gelmişler. Açıkçası bu haberi İsmail Hocam’dan ilk duyduğumda çok heyecanlanmıştım ve beklemeye başlamıştım. Bugün bu güzel haber geldi ve ben de paylaşmak istedim.

Aşağıda, kendileri tarafından paylaşılan metni aynen kopyalıyorum:

Dijital kuşağın uzmanları bu eğitimle yetişiyor

Günlük yaşamımıza gireli çok kısa bir zaman geçmiş olmasına rağmen cep telefonları ve internet hem bireyler hem de kurumların günlük hayatını kökten değiştirdi. Türkiye’de 65 milyon cep telefonu ve 25 milyondan fazla internet kullanıcısı var. Geçen seneki verilere bakarsak cep telefonu sayısı dünya ölçeğinde 4 milyar 600 milyon adedi internet kullanıcısıysa 2 milyar kişiye dayandı.

Facebook 500 milyonu geçen nüfusuyla dünyanın en kalabalık üçüncü ülkesi. Youtube’a her dakika 24 saatlik video ekleniyor. Sayısı 120 milyonu geçen Twitter üyesi her gün 50 milyon mesaj yazıyor. Facebook’ta sayfa yaratan küçük işletmelerin sayısı 700 bini geçti.

Oyunların içindeki reklam tabelalarına alınan reklamların yarattığı pazarın 2014’te 1 milyar doları geçmesi bekleniyor. Facebook’taki sanal çiftlik oyunu Farmville’in 62 milyondan fazla tutkunu sanal traktörleri için satın aldıkları sanal mazota haftada toplam 150 bin (gerçek) dolar ödüyor.

Satışa sunulduktan 80 gün sonra 3 milyondan fazla satan Apple iPad yayıncılığı kökten değiştirmek üzere. Basılı yayınlar tablet çağına uyum sağlayabilme peşinde. Televizyonlar, radyolar da yepyeni modeller üstünde çalışıyor.

İnternet kuşağı yepyeni mecralara, dinamiklere, beklentilere ve lisana sahip. 10 yıl önce var olmayan yepyeni iş kolları ve uzmanlıklar ortaya çıkmış durumda. Geleceğin başarılı kişi ve kurumları işte bu dönüşümü iyi okuyup hayatına ve işine uyarlayabilenler olacak.

Bütün bu gerçeklerin ışığında yeni nesil medya, yeni nesil uzmanlara ihtiyaç duyuyor.

Kadir Has Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi bünyesinde verilecek ‘Yeni Medya Yayıncılığı’ sertifika programı katılımcılara internet ve mobil mecralarda kuralları kökten değişen yayıncılığı, yeni tanıtım ve pazarlama yöntemlerini başarılı ve başarısız örneklerle işliyor.

İnternet ve yeni mecralar konusunda Türkiye’nin en tecrübeli isimleri İsmail Hakkı Polat ve M. Serdar Kuzuloğlu tarafından verilecek ve 23 Ekim 2010 günü başlayarak 4 hafta her Cumartesi sürecek eğitim, bu yeni uzmanlık alanı için aranan kişileri yetiştirmeyi hedefliyor. Ayrıca, eğitimin sonunda katılımcılarla yapılacak birebir görüşmelerde Kuzuloğlu ve Polat, her katılımcıya yeni medya sektörüne ilişkin kişisel öneri ve yönlendirmelerde bulunacaktır.

Bilgi ve başvuru:

Kadir Has Üniversitesi

Kadir Has Caddesi, Cibali / İstanbul 34 083

Tel: 0-212-533 65 32 / 12 18

Fax: 0-212-533 65 15

E-posta: khas-yasam@khas.edu.tr

Web: http://bit.ly/yenimedya

{ 0 comments }