arama motoru optimizasyonu

Sosyal medya optimizasyonu kavramına daha önce kısaca giriş yapmıştım. O yazıda da belirttiğim gibi, sosyal medya optimizasyonu artık arama motoru optimizasyonu kadar önemli. Web sitesi optimizasyonunun SEO ile birlikte 2 bölümünden biri SMO.

Sosyal Medya Optimizasyonu Nedir?

Sosyal medya optimizasyonu için, kısaca “sosyal seo” da diyebiliriz. Yani çok kaba tabirle, arama motorundan kazanılan trafiğin yanında; sosyal mecralardan da trafik yaratmak ve bunları en iyi şekilde değerlendirmek anlamında kullanabiliriz. Pek tabii ki bunu çok çeşitli çalışmalarla yapıyoruz fakat ana hatlarıyla iki kısıma ayırabiliriz. Biraz Wikipedia’dan yararlanarak, biraz da kendi görüşlerimi ekleyerek açıklamam gerekirse:

a) Sitemize Sosyal Medya Unsurlarını Dahil Etmek: RSS feed, paylaşım butonları, oylama ve anket araçları, diğer üçüncü parti uygulamalar gibi “social” araçları sitemize doğru bir şekilde entegre etmek.

b) Sitemizi Tanıtıcı Aktivitelerde Bulunmak: Bloglamak, diğer ilgili bloglara yorum bırakmak, sosyal ağlarda aktif olmak ve buralarda sitemizi tanıtmak, tartışmalara katılmak (Türkiye için Friendfeed gibi forumdan evrilmiş bir platform mesela), Twitter gibi platformlarda status’lerimizi düzenli olarak güncellemek vs.

SEO SME SMO venn diagram 300x263 Sosyal Medya Optimizasyonunun Eski/Yeni 5 Kuralı

Görsel Kaynak: www.sumolabs.com

Sosyal Medya Optimizasyonunun 5 “Eski” Kuralı:

Sosyal medya optimizasyonu kavramını ilk olarak Rohit Bhargava, 2006 yılında kullandı ve 5 kuralını yazdı. Bu 5 kural, diğer sosyal medya stratejistleri tarafından kabul gördü ve onların da eklemeleriyle 16 maddelik bir liste oluştu. İlk 5 tanesini aşağıya yazıyor ve kendimce tanımlıyorum.

  • Increase your linkability: 4 yıl önce, sitenize verilen linkler oldukça önemliydi. Sosyal medya optimizasyonu, o zamanlar henüz SEO’dan “tam olarak” bağımsız görülmüyordu ve başka sitelerden link almak en önemli unsurlardan biriydi. Temel amaç, link almayı sağlamaktı.
  • Make tagging and bookmarking easy: Etiketlemek ve bookmark’lamak o dönemde trend olan kavramlardı. Digg, Delicious, Stumbleupon gibi siteler web 2.0′ın en önemli platformları olarak görülüyordu ve tabir-i caizse televizyon gibi izleniyordu. Paylaşım ve Twitter çılgınlığı onları da vurdu ve düşüşlerine hepimiz gözlerimizle şahit olduk. Özellikle Digg’in değerlemesindeki düşüş, bookmarking kavramının düşüşü anlamına geliyordu ve her ne kadar henüz hala önemini yitirmese de bu kavramlar artık eski geçerliliklerini korumuyorlar.
  • Reward inbound links: SMO’nun SEO’dan ayrıştırılamadığına bir başka örnek. Sitenize verilen linkleri ödüllendirmek, insanları buna teşvik etmek o dönemde çok çok önemliydi ve arama sonuçlarında üst sıralarda çıkmanızı doğrudan etkiliyordu. Şimdi ise, durun bir dakika… Arama sonuçları? Sosyal medya?
  • Help your content travel: Bu madde bence hala geçerli ama eksik olduğunu belirtmekte fayda var. Bir içeriği ne kadar farklı formatta yayınlarsanız (ebook, slayt, pdf, video, infografik vs.) o kadar fazla kişiye ulaşır ve içeriğinizin yayılmasına o ölçüde etki edersiniz.
  • Encourage the mashup: Rohit’e göre de hala geçerliliğini koruyan bir diğer madde. Mashup’ları, ortak girişim olan 3. parti uygulamalar olarak kabaca tanımlayabiliriz. Günümüzde API’lerle Youtube, Twitter gibi birçok platformun mashupları yapılıyor. Youtube’un “video embed” kavramı da doğrusu bu maddeye oldukça uygun. Bu madde her site için geçerli değil pek tabii ki. Yaptığınız işe göre değişir fakat kullanıcıları bu yönde teşvik etmek, kuşkusuz büyümenizi ve yayılmanızı hızlandıracaktır.

Sosyal Medya Optimizasyonunun 5 “Yeni” Kuralı:

Rohit Bhargava, 2006 yılında yazdığı o yazıdan sonra, 2010 yılına geldiğimizde artık o kuralların geçerliliğini yitirdiğini farketti ve sosyal medya optimizasyonu için 5 yeni kural yazdı.

  • Increase your linkability -> Create shareable content: Paylaşım çılgınlığının artık hepimiz farkındayız. Ama kimse durduk yere gelip bizim içeriğimizi paylaşmıyor. Bizi sevdikleri için paylaşanlar da var elbette. Mesela bu yazıyı beni sevdiği için paylaşanlar olacaktır icon biggrin Sosyal Medya Optimizasyonunun Eski/Yeni 5 Kuralı Şaka bir yana, asıl önemli olan, bizi tanımayanların da paylaşacakları içerikler yaratmak. Onlara fayda sunmak, dolu dolu içerik, değer yaratmak. Örneğin ben bu yazının içeriğinin gayet faydalı ve dolu dolu olduğuna inanıyorum. Siz de inanıyorsanız beni sevdiğiniz için değil, sadece bunun için yazının altındaki paylaşım araçlarını kullanarak paylaşabilirsiniz icon smile Sosyal Medya Optimizasyonunun Eski/Yeni 5 Kuralı
  • Make tagging and bookmarking easy -> Make sharing easy: Paylaşılabilir içerik yarattık. Şimdi de insanların onu kolayca paylaşabilmelerini sağlamak için gerekli araçları onlara sunmamız gerekiyor. (Yine yazının altındaki paylaşım araçlarına geldi konu)
  • Reward inbound links -> Reward engagement: Sitemize verilen linklerin kuşkusuz halen önemi var fakat bu doğrudan SMO’nun alanı değil. SEO’nun alanı. Engagement, yani insanlarla bağ kurmak artık çok önemli. Teknik bağlardan ziyade, daha sıcak, daha ilişkisel bağlardan bahsediyorum. Yani eskisi gibi samimiyetsiz, linklerle kurulu “teknik” bağlardan ziyade, daha güçlü bağlar.
  • Help your content travel -> Proactively share content: İçeriklerimizi yine farklı formatlarda, ileriyi de düşünerek paylaşmak artık kaçınılmaz. Örneğin bu yazıyı bir slide olarak hazırlayıp Slideshare’de paylaşmayı düşünüyorum ve bu tam da bu maddeyle ilgili. Sunum demişken, yeni medya ve siyaset sunumumu incelemediyseniz buradan buyurun.
  • Encourage the mashup -> Encourage the mashup: Yukarıda bahsettim. Hala eski önemini koruyor.

Böyleyken böyle. Umarım az da olsa faydalı olabilmişimdir. Yukarıda da bahsettiğim gibi, yazıyı paylaşmanız beni çok mutlu eder. İleride daha fazla değineceğim bu konuya bu şekilde devam etmiş olalım ve Rohit’e Türkiye’den, İstanbul’dan bir selam yollamış olalım.

{ 4 comments }

Sosyal Medya Optimizasyonu

by Taci Yalçın on 09 Ekim 2010

in Sosyal Medya

Son birkaç yıldır sıklıkla “Arama motoru optimizasyonu” kavramını duyuyoruz. SEO konusunun üzerine oldukça fazla gidildi ve neredeyse “optimizasyon” kavramının algısal yerini SEO aldı. Fakat atladığımız bir şey var. Web sitesi optimizasyonu, SEO ve SMO olmak üzere ikiye ayrılıyor. Yani bu işin diğer parçası, sosyal medya optimizasyonu.

İster online satış yapıyor olalım, ister blog yazarı. Aslında elimizde olan “temel şey” bir web sitesidir. Bu bir e-ticaret sitesi de olabilir; bir blog, forum veya arkadaşlık sitesi de. Sonuç itibariyle bir şeyler satmaya çalıştığımız (hizmet, fikir, don lastiği vs.) web sitemize aslında trafik çekmeye ve bunu sonuca (satış, üye kazanma vs.) dönüştürmeye çalışıyoruzdur.

Türkiye’de bu alanda at koşturan kişi ve kurumlar; son birkaç yılda SEO’nun yükselişini gördü ve artık araba tamircileri bile SEO’nun öneminin farkında. Hep söylediğim gibi, Avrupa ve Amerika’yı bazı alanlarda onlarca yıl, internet gibi akışı hızlı alanlarda birkaç yıl geriden takip ettiğimiz için; biz şu anda sadece SEO’nun önemine odaklanmış durumdayız fakat onlar çoktan SMO’nun, yani sosyal medya optimizasyonunun farkında. Aslında bir yazıda ayrımını yaptığım sosyal medya uzmanı ve sosyal medya stratejisti kavramları; büyük ölçüde SMO konusunda birbirinden ayrılıyor diyebilirim.

worldclassid 300x224 Sosyal Medya Optimizasyonu

Yazılarımı takip ediyorsanız eğer; başından beri sosyal medyada stratejinin önemi üzerinde durduğumu biliyorsunuzdur. Stratejik olarak doğru hamleleri yaparsak eğer; doğrudan sosyal medya optimizasyonu yapmış oluyoruz. Yani aslında iyi bir sosyal medya optimizasyonu, iyi bir sosyal medya stratejisinden başka bir şey değil. Ve bu iki optimizasyon kavramını doğru anlayıp, doğru bir şekilde işimize uyguladığımız takdirde ise başarı kaçınılmaz.

Tıpkı SEO kavramında olduğu gibi, SMO kavramının da zamanla ülkemizde de yaygınlaşacağına ve öneminin kavranacağına inanıyorum. Sosyal medya optimizasyonu, birkaç yıl içinde SEO ile birlikte anılmaya başlanacak ve bunun -naçizane- öncülerinden biri olmak açıkçası beni biraz heyecanlandırıyor.

İlerleyen günlerde sosyal medya optimizasyonuna yönelik çok daha detaylı yazılar yazacağım. Takipte kalın!

Görsel Kaynak: Worldclassid

{ 2 comments }

Sosyal Medya ve SEO ilişkisi

by Taci Yalçın on 10 Şubat 2010

in SEO Etkisi,Sosyal Medya

Markalar için sosyal medyanın kullanımından bahsediyorsak, pek tabii ki burada asıl üzerinde durmamız gereken nokta markaya sağlayacağı yarar. Markanın interneti kullanarak sağlayacağı yararlardan bahsediyorsak da, şüphesiz sosyal medya ve seo ilişkisini de göz önünde bulundurmamız gerekir.

Bir sosyal medya stratejisinin en önemli unsuru, hazırlayacağınız varış sayfası, yani landing page’dir. Geri kalan her şey, bunun etrafında kurulur. İlerde çeşitli sektörlere hitap eden road map’ler hazırlayacağız, orada daha iyi anlayacaksınız, buna ilerde değiniriz. Şimdilik SEO kısmıyla ilgilenelim biz…

landing page 300x239 Sosyal Medya ve SEO ilişkisi

Nedir bir varış sayfası? Bu sizin kurumsal internet siteniz veya blogunuz olabilir. Bunun ne olacağına karar verirken sizin “sosyal medyadan ne istediğinizi” bilmeniz gerekiyor. Sosyal medyayı kullanarak satışlarınızı artırmak mı istiyorsunuz? O halde nerede satış yapıyorsanız, orası varış sayfanız olmalıdır. İyi bir sosyal medya stratejisinin varış sayfasına ulaşmak için, “geçiş sayfalarına” ihtiyacı vardır. Geçiş sayfalarında ustaca -çaktırmadan- ikna edilen kullanıcı, iyi bir varış sayfasında da satışa yönlendirilir.

Eğer varış sayfanız satış yaptığınız internet siteniz ise, geçiş sayfaları da blogunuz, medya odanız, basın bültenleriniz, sosyal ağlardaki profilleriniz, markanız adına hangi platformlarda “varlık” oluşturuyorsanız, o sayfalar geçiş sayfalarıdır. Daha doğrusu geçiş sayfaları olmalıdır. Benim bu konuda gördüğüm en büyük iki hata şunlar:

1- Geçiş sayfalarına varış sayfalarının misyonu yükleniyor. Bir geçiş sayfasını “doğrudan” varış sayfanızmış gibi kullanamazsınız.

2- Gereken çapraz linklemeler ve en önemlisi yönlendirmeler yapılmıyor. Bir koordinasyon yok. Dolayısıyla ortak bir noktada buluşmayan geçiş sayfaları, kendi etrafında küçücük bir etki yaratıyor ve bu etkiler bir varış sayfasında birleşmeyince onlarca küçük etki olarak kalakalıyorlar.

Bu küçük etkilerin iyi hazırlanmış bir varış sayfasında doğru şekilde birleşmesiyle “büyük etki” olur. Yani formül:

Küçük Etki: KE , Büyük Etki: BE ve her bir KE bir geçiş sayfasının yarattığı etki olmak üzere,

Başarısız olan: KE+KE+KE+KE+KE+KE… = 6 KE + …

Başarılı olacak olan: KE->KE->KE->KE->KE->KE->… = BE

İlerde şematize ederiz, şematize etmeden sadece formüle edince biraz komik ve anlaşılmaz gibi durabiliyor. Anladığınızı umuyorum.

Genelde hep “varış sayfalarının önemi”ne değinilir. Ben geçiş sayfalarının daha önemli olduğunu düşünüyorum. Kendimden örnek vereyim. İyi hazırlanmış geçiş sayfaları beni başarılı bir şekilde varış sayfasına yönlendirdiğinde, pek nadiren de olsa varış sayfasına bir kulp takıp çıkıyorum o sayfadan. Ama geneli bana başarılı bir şekilde satışı gerçekleştiriyor. Yani şöyle diyorum söylene söylene ürünü alırken: “Ulan şunu da yapsaymışsınız 10 numara olacakmış her şey.”

Geçiş sayfalarından biri bile başarısız olsaydı ve beni doğru bir şekilde yönlendirmeseydi varış sayfasına, ben o varış sayfasına belki hiç gidemeyecektim ve “söylenerek de olsa” ürünü alamayacaktım. Ama gittim, ama aldım..

İşte bu yüzden geçiş sayfaları varış sayfalarından daha önemlidir. (Elbette birisinin kafamıza silah dayayıp “hangisi daha önemli” diye sorması lazım. Çünkü madem elimizde imkan var, varış sayfamız da iyi olsun değil mi?)

Geçiş sayfalarının birkaç temel işlevi vardır. Bizim bu yazıda üzerinde duracağımız konu, geçiş sayfalarının varış sayfasının SEO’suna yaptığı katkı olacak.

Geçiş sayfalarının kendi aralarında da belirli bir önem sırası vardır. Birçok sosyal medya stratejisine göre değişir pek tabii ki, ama benim stratejimde en önemli geçiş sayfası blogdur. Zaten farklı bir şey söylemiyorum. Eğer strateji farklı segmentlere hitap eden, buna göre platform seçilen bir strateji değilse (Facebook aplikasyonları vs. gibi) zaten hemen her stratejide en önemli geçiş sayfası blogdur.

Varış sayfasının temel arama motoru optimizasyonu muhakkak olmalıdır, ama o benim konum değil.

Blogunuzun varış sayfanızın bir uzantısı şeklinde olması (blog.varissayfasi.com gibi) varış sayfanızın SEO’suna önemli katkılar yapar. Aksi halde farklı bir domain tercih etmeniz, blogunuzun farklı bir site olarak algılanmasını sağlar. Böylece durmadan içerik girerek farklı bir siteyi güncelliyor olur, farklı bir sitenin SEO’suna katkı yapıyor olursunuz. (varissayfasiblog.com gibi mesela)

Sosyal medya profillerinizde varış sayfanızın linkini vermeniz, paylaşımlarınızda “arada sırada” kullanmanız da o sitelerden (hepsinden olmasa da) link almanızı sağlar. Trafik katkısını söylemiyorum bile.

Varış sayfanızı hangi hedef ve müşteri kitlesine göre organize ettiyseniz, aynı hedef kitleye hitap eden bloglara yorumlar yapmanız da oldukça önemlidir. Hem o sitelerden link almanızı sağlar, hem de hedef kitlenizin sizi görmesini sağlarsınız.

SEO Açısından Önemi: Yorum yaparken varış sayfanızın değil de, blogunuzun adıyla ve adresiyle yorum yapmalısınız. Böylece reklam yapmaya çalışan ucuz bir marka gibi değil, en kötü ihtimalle blogunu tanıtmak isteyen ve “değerli içerikler paylaşan” bir marka olursunuz. Blogunuzu da “blog.varissayfası.com” gibi bir domainde barındırdığınız için, aynı zamanda varış sayfanıza link de almış olursunuz.

Del.icio.us, Digg, StumbleUpon gibi popüler imleme sitelerinde ise önce kendiniz imlemelisiniz. (Bu herhangi bir blog postunuz olabilir.) Bunları yaparken de, bu sitelerde sektörünüzle ilgili “gerçekten faydalı” içeriklere oy vererek az sayıdaki takipçilerinize faydalı ve yol gösterici olmalısınız.

SEO Açısından Önemi: Birçok SEO analiz aracı, “delicious’tan kaç kere link aldığımızı” da ölçüyor. Bu yüzden sosyal imleme sitelerinden alınan link sayısı ne kadar çok olursa o kadar iyi.

Eğer planladığınız stratejiye göre Twitter kullanmanız gerekiyorsa (Twitter kullanmanın gerekliliği/gerekmezliği üzerine detaylı bir yazı ilerde geliyor), yani Twitter kullanmaya karar verdiyseniz, tweetlerinizde kesinlikle odaklandığınız anahtar kelimeleri içeren hashtag’ler kullanın. (#taciyalcin gibi.)

SEO Açısından Önemi: SEO deyince aklımıza Google geliyor. Google da yakın zamanda Caffeine aşamasına geçiyor. (Detaylı bilgi) Google Caffeine, sosyal medyayı oldukça ön planda tutacak ve başlıca sosyal medya platformlarındaki aramaları dahil edecek. Bu platformlardan en önemlisi de kuşkusuz Twitter. Peki sizce Google binlerce tweet’i nasıl derecelendirecek? Tabii ki hashtag’lerin önemi sandığımızdan büyük olacak. Sadece bir tweet kendi başına geçiş sayfalarınızdan biri olacak. (Doğrudan varışa yönlendirme eğilimi olsa da, şu an bile öyle değil mi?)

Bu konuyu ilerde daha detaylı inceleriz. Niyetim daha uzun bir yazı yazmaktı fakat hem siz okurken küfür etmeyin diye, hem de uykusuzluktan bitap düşmüş bünyemi daha fazla yormayayım diye, seri halinde gideriz diyorum.

{ 4 comments }